PSİKİYATRİ
Üretim
biçimleri ve araçları ile iletişim ve bilişim alanındaki hızlı değişimlerin
yol açtığı, gündelik yaşamın baş döndürücü temposu, bu tempoya uyum
sorunları, hızlı değişimin daha da derinleştirdiği kuşaklar arası kapanması
zor uçurumlar, bu yaşam biçiminin dayattığı yeni yükselen değerler günümüz
insanını sosyal, ekonomik ve psikolojik alanlarda köşeye sıkıştırdıkça,
psikiyatriye duyulan ihtiyaç da artmaktadır. "Üretimin aksamaması gerekir"
prensibi yanında birçok alanda bilinçlenen günümüz insanının daha kolay
psikiyatrik yardım talep eder hale gelmesi de başvuru oranını arttırmıştır.
Psikiyatride tedavi araçlarının gelişim ve çeşitleşmesinin de payı ihmal
edilmemelidir.
Çeşitli türde depresyonlar ile anksiyete bozuklukları grubundan panik bozukluğu ve agorafobi en sık karşılaşılan sorunlar listesinde başı çekmektedirler. Cinsel işler bozukluğu nedeniyle başvuranların sayısı da giderek artmaktadır.
PANİK BOZUKLUĞU VE AGORAFOBİ
Panik bozukluğu, terleme, nefes darlığı, boğulma hissi, göğüs ağrısı, bunaltı, karında rahatsızlık hissi, baş dönmesi, uyuşmalar, ateş basması, üşüme, titreme, bulantı ve ölüm korkusu gibi belirtilerle seyreden panik ataklarla kendini gösterir. Genellikle akşam saatlerinde olmakla birlikte beklenmedik yer ve zamanlarda ortaya çıkar. Kişi çoğunlukla ciddi, ölümcül bir hastalığı olduğunu düşünerek acil servislere başvurur. Büyük oranda agorafobi ile birlikte görülür. Agorafobi tehlike anında kaçma ya da yardım almanın zor olduğu düşünülen yerlerde bulunmaktan belirgin bir şekilde kaçınma veya uzak durma olarak tanımlanabilir. Kaçınılan yerler, asansör toplu taşıma araçları, alışveriş merkezleri, kalabalık yerler, otobanlar şeklinde uzanan bir liste halinde sıralanabilir. Hastalar evden hiç çıkmayabilir ya da yanlarında güvendikleri birisi olmadan çıkmayabilirler.
DEPRESYON
Depresyon, isteksizlik, halsizlik, bitkinlik, bıkkınlık, hayattan zevk almama, uyku ve istek bozuklukları, dikkatini toplayamama, unutkanlık gibi yakınmalarla giden, değersizlik, yetersizlik, suçluluk gibi duyguların eşlik edebileceği, konuşma ve davranışlarda yavaşlama ve durgunluğun bulunduğu, derin ümitsizliğin hakim olduğu bir hastalıktır. Herhangi bir nedene bağlı olmaksızın ortaya çıkabildiği gibi, fiziksel ve ruhsal başka hastalıklara ikincil olarak da görülebilir. Kadınlarda erkeklere oranla biraz daha sık görülür. Genetik geçiş ve biyokimyasal nedenlerin yanında önemli ekonomik sorunlar aile ve iş yaşamlarındaki sorunlar, sevilen bir kişinin kaybı, fiziksel sağlığın bozulması gibi psikososyal nedenler de hastalığın ortaya çıkmasında önemli rol oynar.
CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI
İç salgı bezleri ile ilgili bir bozukluk veya damar ya da sinir sistemi potolojisi bulunmayan ruhsal kökenli cinsel işlev bozuklukları psikiyatrinin ilgi alanı içine girmektedir.
Kadınlarda isteksizlik, bacaklarda ve cinsel organ bölgesindeki adalelerin kasılması ve korku nedeniyle cinsel ilişkiye girememe ( vaginismus) ağrılı cinsel ilişki, orgazm olamama gibi sorunlar, erkekte ise isteksizlik, sertleşme sorunları ve erken boşalma gibi sorunlar cinsel işlev bozukluklarının başlıcalarıdır. Bu sorunlar tahmin edilenin aksine oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, erken boşalma her 10 erkekten 3'ünün sorunudur. Tüm bu sorunlar uygun terapi yöntemleri ve daha nadiren de ilaçla belirli bir sürede tedavi edilebilmektedirler.
TERAPİLER
Depresyon, panik bozukluğu ve diğer birçok psikiyatrik hastalığın tedavisinde ilaçların yanında terapi yöntemlerinin de önemli bir yeri vardır. Psikoterapi, çok geniş anlamda, düşünce, duygu ve davranışları, konuşma ve ilişki kurma yolları ile etkileyerek değiştirme ve iyileştirme demektir.
Kişinin hali hazırda durumu, özellikleri ve hastalığı göz önüne alınarak hekim tarafından hangi terapi yönteminden yarar göreceğine karar verilir. Terapiler, derinliğine araştırıcı, destekleyici davranış terapisi, bilişsel terapi, aile terapisi ve grup terapisi başlıkları altında toplanabilirler.
Derinliğine araştırıcı terapiler: İç görü kazandırılarak kişinin benliğin ve değişimini amaçlamaktadır. Psikonevrozlar, kişilik bozuklukları, cinsel uyum bozuklukları, ve psikomatik bozukluklarda uygulanırlar. Serbest çağrışım, direnç ve aktarımın çözümlenmesi, düşlerin çözümlenmesi ve yorumu, dil ve hareket süreçlerinin incelenmesi, yorumlama, çözüm işlemi ve iç görü kazandırma yöntemleri kullanılır.
Destekleyici terapide ise kişinin sağlıklı, uyumlu, verimli yönlerini harekete geçirme, olumlu savunma mekanizmalarını geliştirme ve pekiştirme amaçlanır.
Davranış terapisi başlığı altında ise sistematik duyarsızlaşma, olumlu pekiştirme ve söndürme, itici koşulama, alıştırma, girişkenlik eğitimi, sosyal beceri geliştirme gibi yöntemler sayılabilir. Daha çok fobiler, panik bozukluk, obsesif kompulsif bozukluk ve psikomatik bozukluklarda kullanılırlar.
Bilişsel terapi yöntemlerine göre asıl problem, kişinin kendisini, dünyasını ve geleceğini yanlış algılaması ve ön yargı biçiminde olumsuz değerlendirmesinden kaynaklanmaktadır. Hastaya otomatik düşüncelerini tanıması ayıklaması ve bunlardaki mantık yanlışlıklarını görerek düzeltmesi öğretilir.
Aile terapisi ise hasta ile birlikte bütün aile bireylerinin düzenli olarak terapiye katılması yoluyla yapılır. Toplantılarda aile bireylerinin birbirleri ile doğal iletişim ve etkileşimine olanak sağlanır. Böylelikle ailedeki problem daha iyi değerlendirilir. Aile seanslarında yalnızca hasta üzerinde konuşulmaktan kaçınılır. Çoğu kez aile içindeki büyük bunalımlar ve fırtınaların etkisi tek bir kişide daha çok görüldüğünden bütün aile yerine bu kişi üzerinde konuşmaya eğilim olur. Bu tedavi yöntemi ile aile bireylerinin tutumlarında değişmeler olmakta, ailede daha verimli anlamlı iletişim gelişmektedir.
Grup terapisi genellikle 8-10 hastalık gruplarla yürütülür. Hastaların birbirlerini ve kendilerini anlamaları, bozuk davranış görüntülerini grup etkileşimi sırasında görmeleri, topluma uyum güçlüklerini kavramaları, bunları düzeltme yollarını bulmaları amaçlanır.